Ondördüncü kattaki balkonuma ilk çıktığım gün, elimde iki saksı fesleğenle epey iddialıydım. Bir hafta sonra fesleğenlerin yaprakları kâğıt gibi kurumuştu, saksılardan biri de yan yatmıştı. Suyu eksik vermiştim de değil; sorun rüzgârdı. O günden sonra balkonumu bir bahçe köşesi değil, küçük bir rüzgâr laboratuvarı gibi görmeye başladım. Aşağıda anlatacaklarım, birkaç sezon boyunca deneyip yanılarak öğrendiğim şeyler.
Her balkonun rüzgârı aynı değil. Bazı yerlerde rüzgâr sabahları eser, bazı yerlerde bina aralarından hızlanarak "tünel etkisi" yaratır. Ben bir hafta boyunca korkuluğa ince bir kurdele bağlayıp günün farklı saatlerinde fotoğrafını çektim. Kurdelenin ne zaman yatay durduğunu, hangi köşede sarkık kaldığını görmek bana ilk gerçek bilgiyi verdi. Bu basit deney, hangi köşeye ne koyacağımı belirledi.
Rüzgâr kesici bir katman kurun. Rüzgârı tamamen durdurmaya çalışmayın; duvar gibi kapalı bir yüzey basınç yaratır ve hem paneli hem saksıları uçurur. Amacınız rüzgârı yavaşlatmak. Ben korkuluğun iç yüzüne gözenekli hasır kamış bağladım; hava içinden sızıyor ama hızı kırılıyor. Plastik brandayı denedim, ilk fırtınada bağlarını kopardı. Gözenekli malzeme her zaman daha güvenli.
Ağır ve dar ağızlı saksı kullanın. Plastik saksılar hafif oldukları için ilk esintide devriliyor. Ben tabanı geniş, ağzı görece dar terakota ve beton saksılara geçtim. Devrilmeyi büsbütün engellemek için saksı dibine birkaç iri çakıl taşı koyuyorum; hem ağırlık yapıyor hem drenajı bozmuyor. Uzun boylu bitkiyi asla dar ve uzun bir saksıya dikmeyin, kaldıraç etkisiyle yere iner.
Her şeyi sabitleyin. Saksıları korkuluğun dışına asmıyorum; komşuya ve sokağa düşme riski var. İçeriye, duvar dibine, gruplar hâlinde diziyorum. Grup hâlinde durmaları da rüzgârı kırıyor: dıştaki dayanıklı bitkiler içteki hassaslara siper oluyor. Askılı saksılarım varsa zinciri kısa tutuyorum, uzun zincir sarkaç gibi savruluyor.
Doğru türleri seçin. İşin kalbi burası. Rüzgara dayanıklı bitkiler genelde ortak özellikler taşır: küçük veya iğnemsi yapraklı, tüylü ya da mumsu yüzeyli, gövdesi esnek, kökü güçlü. Akdeniz kökenli aromatikler bu tanıma tam oturuyor. Benim balkonumda yıllardır hiç şikâyet etmeden duranlar:
Buna karşılık geniş yapraklı bitkiler — kabak, hıyar, dev yapraklı süs bitkileri — yaprakları yelken gibi davrandığı için ilk sırada yırtılanlar oluyor. Domatesi denemek isterseniz cüce (bodur) çeşitleri seçin ve mutlaka herek bağlayın. Ev bahçesinde sebze yetiştirme konusundaki genel kurallar burada da geçerli, sadece boy ve yaprak genişliği kriterini ekleyin.
Toprağı ağırlaştırın ve üstünü örtün. Saf torf hafif olduğu için hem uçuyor hem çabuk kuruyor. Ben karışıma bir miktar bahçe toprağı ve perlit ekleyip biraz ağırlık kazandırıyorum. En işe yarayan numara ise malç: toprağın üstüne bir parmak kalınlığında iri çakıl, kabuk parçası veya hindistan cevizi lifi seriyorum. Hem yüzeyden buharlaşmayı yarı yarıya azaltıyor hem toprağı rüzgârın savurmasını önlüyor. Toprak seçimi ve hazırlanması konusunu bir kez oturup öğrenmek, sonraki bütün sezonları kolaylaştırıyor.
Sulama ritmini yeniden ayarlayın. Rüzgâr, güneşten bile hızlı kurutur. Kapalı bir teraste iki günde bir su veren biri, rüzgârlı balkonda yazın her gün sulamak zorunda kalabilir. Ama takvime göre değil, parmağınıza göre sulayın: parmağınızı toprağa iki boğum sokun, kuruysa verin. Ben sabah erken suluyorum; öğlen rüzgârı suyu daha yaprağa değmeden alıp götürüyor.
Kısa ve sık budayın. Rüzgârlı yerde bitkilerimi normalden daha kompakt tutuyorum. Uzayan sürgünün ucunu almak hem bitkiyi çalılaştırıyor hem rüzgâra tutunacak yüzey bırakmıyor. Biberiyeyi ayda bir uçlarından kırpıyorum, hem yemek yapıyorum hem bitki sağlamlaşıyor.