İlk yılımda 6 metrekarelik bir sebze yatağından topladığım her şey, bir öğle yemeğine bile yetmedi. Aynı yatak üçüncü yılda haftalarca salata, fasulye ve maydanoz verdi. Toprak değişmedi, ben değiştim. Aslında bahçe verimini arttırma işi çoğu zaman daha fazla alan değil, aynı alanı daha akıllı kullanmakla ilgili. Aşağıda kendi denemelerimden öğrendiklerimi, yeni başlayan birinin uygulayabileceği sırayla anlatıyorum.
Önce toprağı besleyin, sonra sıkıştırın. Verimi artırmanın temeli, toprağın kaç bitkiyi taşıyabileceğidir. Bitki sayısını artırmadan önce yatağa iyi yanmış gübre veya kompost karıştırdım; yaklaşık bir kürek kalınlığında bir katman, elimle kabaca 5-10 cm derinliğe kadar. Toprak hazırlığı ve gübreleme konularını ayrı ayrı okumanızı öneriyorum, çünkü zayıf toprakta yoğun ekim yaptığınızda bütün bitkiler birlikte cılız kalıyor.
Sıra arası yerine "blok" ekim deneyin. Klasik tarla mantığında geniş yürüme yolları bırakılır. Ev bahçesinde traktör geçmediği için bu boşluk israf. Yataklarımı 100-120 cm genişliğinde yapıp bitkileri kareler halinde yerleştirdim; iki yandan uzanarak her yere ulaşabiliyorum. Sadece bu değişiklik ekilebilir alanımı gözle görülür şekilde büyüttü.
Ardı ardına ekim yapın (succession). En çok işe yarayan alışkanlığım bu oldu. Bir yatağı bir yıl boyunca tek ürüne ayırmak yerine, hasat bitince aynı yere yenisini ekiyorum. Örneğin turp 4-5 haftada kalkıyor, yerine fasulye giriyor. Roka ve marul için de üç hafta arayla küçük partiler ekiyorum; böylece hepsi aynı gün olgunlaşıp bozulmuyor.
Küçük ama sık ekim, tek seferde büyük ekimden hep daha fazla yemek çıkardı bana.
Dikey büyüyeni yukarı gönderin. Domates, salatalık, sırık fasulye, bezelye ve hatta bazı kabaklar destekle yukarı çıkabiliyor. Bir metrekarelik alanda yerde sürünen salatalık yerine, ip veya kafes üzerinde üç bitki yetiştirebiliyorum. Yapraklar havada olduğu için mantar hastalıkları da azaldı.
Hızlı ve yavaş büyüyeni birlikte ekin (aravermeli ekim). Lahana veya biber gibi yavaş gelişen bitkilerin arasına, onlar büyüyene kadar hasat edilecek turp, roka, marul ekiyorum. Alan boş kalmıyor, üstelik toprak yüzü kapandığı için yabancı ot da az çıkıyor.
Mahsul rotasyonu kurun. Aynı yere her yıl aynı aileyi ekmek, hem toprağı tek yönlü yoruyor hem de hastalıkla zararlıyı yerleşik hale getiriyor. Yataklarımı numaralayıp dört gruplu basit bir düzen kullanıyorum:
| Grup | Örnek bitkiler | Topraktan isteği |
|---|---|---|
| Yapraklılar | Marul, ıspanak, roka, lahana | Azot sever, bol kompost |
| Meyve verenler | Domates, biber, patlıcan, kabak | Çok besin ve güneş |
| Kökler | Havuç, turp, soğan, pancar | Gevşek, taze gübresiz toprak |
| Baklagiller | Fasulye, bezelye, bakla | Toprağı azot yönünden dinlendirir |
Her yıl gruplar bir yatak kaydırıyorum. Baklagilden sonra yapraklı gelmesi en sevdiğim sıra; fasulyenin ardından ektiğim ıspanağı hiç ek gübreyle beslemek zorunda kalmadım.
Sezonu iki uçtan uzatın. Verim, sadece yoğunlukla değil süreyle de artıyor. İlkbaharda fide kullanarak iki üç hafta önden başlıyorum, sonbaharda ise soğuğa dayanıklı ıspanak, pazı ve kışlık soğanla yatakları boş bırakmıyorum. Bahçecilik takviminden kendi bölgenize göre bir taslak çıkarmak bu noktada çok işe yarıyor.
Zamanında ve dipten sulayın. Yoğun ekim, su ve besin rekabetini de artırıyor. Ben damlama hattı çektim; olmadığı yerlerde hortumu toprak yüzeyine bırakıp yavaş akıtıyorum. Yaprak ıslatan yüzeysel sulama, sık ekilmiş bir yatakta hastalığı davet ediyor.
Sık ve doğru hasat edin. Fasulyeyi, salatalığı, dolmalık bibere kadar birçok bitkiyi olgunlaşmadan toplamak yeni çiçek açmasını tetikliyor. Bir kez tohuma kaçan bitki üretimi yavaşlatıyor. Marulda alt yaprakları alarak hasat etmek de aynı bitkiden haftalarca ürün almamı sağladı.
Not tutun. Küçük bir deftere ne zaman ne ektiğimi, ne kadar topladığımı yazıyorum. Hangi çeşidin bende iyi verdiğini ikinci yıl hatırlamak, tahmine dayalı her yöntemden daha değerli.